31 Mayıs 2013 Cuma

Balon ve Baloncu

Küçük bir çocuksun sokağın ortasında. Gözün hep o köşede. Baloncunun döneceği köşe.
Arkandan koştururlar. Omuz atarlar, yere düşersin, üstüne basarlar. Öyledir bu koca mahallenin çocukları.
Kızmazsın, alışmıssındır bu düzene. Tek istediğin o Balonu görmektir. Kalkarsın, kalkarsın elbet baloncu gelince.
Geldi. Elinde balondan bir dünya, çeşit çeşit rengarenk, kendi içlerinde savaş verircesine içiçe ve birbirlerine sürtünerek.
Aslında düşüp kalkmazdın o Balonu görmeseydin. Katlanmazdın bu karmaşaya. Sen hep uzakta durmuştun bugüne kadar, gelmezdin böyle tufaya.

Yeşildi.

O farklıydı. Gösterişsizdi çocukların kapıştığı balonların aksine, en tepede kalmış, görünmezdi.

Yemyeşildi.

İzlerdin öylece. En uzaktan. Sanki sen orada değilmişsin gibi. O hep orada dursun yeterdi senin için.
Gülümserdin. Yeşilini görünce dalıp giderdin her tonuna. Yanındaydın her gözünü kapadığında. Yanında ve havada.
İpinin ucu görünmezdi, erişemezsin diyip vazgeçerdin ama yine de oturup bir kaldırıma izlerdin işte.
Korkmazdın. Mahalleden bir çocuğun eline geçmezdi. Geçemezdi. Geçmemeliydi. Geçer miydi ?


Fakat yeşildi be.


" Baloncu dur " diyemezdin. Küçücük veletsin. Yetmezdin Balonu tutmaya. Yeter miydin bilemezdin.
Yaklaşsan belki Baloncu' ya ? Yeşil desen ? Yok. Olmaz. Saçmalama.
Veletsin. Anlamazsın sen Baloncu'nun dilinden.

Gidiyor işte geldiği köşeden. Yarın görür müsün yine Yeşil Balonu ? Belki alırsın bu sefer, sımsıkı tutarsın ipinden.
Aptal.

Balon kim mi ?.. Ne farkeder ?
Baloncu kim peki ? Balonu hep elinde tutacak olandır Baloncu.
Ben kim miyim ? Ben küçük bir veletim, balonun yeşiline tutulan.


23 Nisan 2013 Salı

Yetimhanede Bayram

Yetimhanede Bayram

Bayramlar güzeldir, hiç unutmam o günü
Annemin diktiği yamalı sarı elbise
Babam kapıda, elinde pamuk şeker
' Hadi gidiyoruz ' dedi
Kocaman bir alana geldik
Sırtımı döndüm, koştum yalnızlığa
Bir kıyamet koptu arkamda, korktum dönüp bakmaya
Önüme öylece düştü pamuk şekerim,
Babamın elini görmedim bir daha

Nolur üzülme
benim için de oyna, benim için de kutla !

23 Nisan Çocuk Bayramı kutlu olsun. Dünya üzerindeki tüm çocukların gülümsemesi dileğiyle...

Bora AKMAN

18 Mart 2013 Pazartesi

Bu Sefer Güldürmedi

Resim, karikatür, hiç birşey paylaşmayacağım bu sefer, kuru kuruya okuyun. Her seferinde güldürücem , güldürürken ossurtucam, ossurturken sıçırtıcam diye birşey yok. Ciddi bir yazı geliyor, tam konsantrasyon istiyorum sizden.

Hayat kolay arkadaşlar. Evet doğru okudunuz, hayat gerçekten kolay. Her maddenin bir niteliği, niceliği, varoluş amacı, bir sıfatı var. Mesela sen attan suyun altında yüzmesini bekler misin? Yılan sokmasa da yalasa mesela ya da ne bileyim bitkiler polenle değil de sevişerek çoğalsa, gülü siken dikenine katlanır hesabı... neyse ciddiyet lütfen !

Hayat kolay. Peki ne zaman zor? Sen kendi sıfatının dışına çıkınca zor. Senin sıfatın nedir? Beş harfli, yazması kolay olması zor ; İNSAN . Sen, ben, o, biz, siz, onlar, hepimiz insan olsak hayatı kolaylayacağız. Yok ama biz illa gidip zoru seçicez, hani öyle playboylar vardır " ben zoru severim " diyenler, aynen öyle. Hepimiz Hayat çapkınıyız.

Hayat insanın canını elbet yakar ama bu acının büyüklüğü sana kalmış. Sen amatör bir aktristsin, karşında bornozla dikilmiş duruyor Hayat. Filmin sonu belli. Bu bornozlu Hayat'ı japonlaştırmak da senin elinde zencileştirmek de... Hepimiz filmin sonunda o tadı* tadıcaz, bari önce zevkini alalım, niye inatla işi zorlaştırıyoruz?

Ölene kadar " insan " olarak kalsak kötü mü ?? Birileri arkamızdan " çok iyi insandı " dese ama hissederek, içinden geçirerek, özlemle, gözleri dolarak söylese. " Ya rahmetli çok iyi adamdı ama işte eli çok sıkıydı, misafirliğe gittiğimizde taş yiyoduk taş ! hehe " ... böyle yavşakça, samimiyetsiz bir lafı hiçbirimiz haketmiyoruz bence. Ben, ' insanım ' demiyorum ama deniyorum. Sen de dene, henüz geç değil, Hayat bornozu omuzlarından aşağı salmadı henüz, hazır değil Hayat senin sıfatını senden almaya." insan " olmanın tadını yaşa, bir çocuk saçı okşa, cebindeki son parayı şarapçıya ver eve yürüsen de olur. O kızı yüzde yüz tavuk eti olarak görme, o erkeğin cebindeki para senin götündeki don olmasın, çıkarın olmasın, ileride iş yaparız deme, anlık düşün, yap, et gerekirse kır kalpleri ama kırıklarını topla yerden, toplamasını bil, hata insanlara mahsus, korkma, korkmak için çok yaşlıyız, gerekirse öl ama gerçekten öl, öyle yalandan, güneş gözlüğü arkasında birkaç damla musluk suyu olmak için ölme, geride kalanlar gülmeyi unutsun sen gidince, özledim desinler, içlerine kaya otursun en büyüğünden, insanları tek üzdüğün zaman, öldüğün zaman olsun.


Tat: Ölüm anlamında ... içiniz fesat.

Soru ve görüşleriniz için :

http://www.facebook.com/mizahi.geveze
https://twitter.com/#!/MizahiGeveze








13 Şubat 2013 Çarşamba

Sevgisizler Günü


Beş tanesi bir lira iken bir günlüğüne bir tanesi beş lira olan gülün, her köşe başında " oynaşma kız " tripleri atan çiftlerin, hediye parası cebimde kaldı diye kendini teselli edenlerin, eski sevgiliden kalan hediyelik eşyaları yeni sevgilisine kaktıranların, küsüp barışanların, barışmadan yiyişenlerin, yiyişemeden mektuplaşanların günü bugün, kutlu olsun!


Sevgililerin az çok neler yapabileceğini hepimiz biliyoruz, tekrar tekrar yazmanın anlamı yok.

Sevgisizler, sevgiye muhtaç olanlar, sevgisiz bırakılanlar, karşılıklı sevgiyi sadece 0900 lü hatlarda bulanlar ne yapacak? ;

Aşk kırıntısıyla doymaktansa kendim pişirir kendim yerim bu hayatta'cılar aynen devam edecek. Kuzucuklar annesine bir demet çiçek alıp gidecekler. Bazı taraftar oluşumları da bizim aşkımız renklere diyip en ücra deliklerine kadar kendilerini boyayacaklar, bayraklara sarılacaklar, telefon elde instagram manyağı olacaklar. Sırf bugüne özel, sevgi ve aşk ile alakası olmayan filmler, diziler indirilip saatlerce izlenecek. Evde günler düzenlenecek, dirseklere çikolata bulaşana kadar tatlıya abanılacak bir yandan da eski sevgilinin dedikodusu yapılacak.

Yalnız olmayı kafaya çok takanlar ise " single party " kisvesi altında nefes alsın yeter işine girecekler. Sinemaya gideyim bari belki düşürürüz diyecekler. Yolda beğendikleri karşı cinsin peşinden koşup " sizi bir yerden tanıyor muyum ? " diyecekler. Tokatı yiyecekler ama yılmayacaklar ! Pahada hafif yükte ağır, 100 kilo üzeri bir partner bulacaklar. Bundan daha da kötüsü gidip Esra Erol'a katılabilirler. Hiç yoktan iyidir.


Bana gelince... Bekarım, İzmir'den katılıyorum, 25 yaşımdayım. Programa katılma nedenimi ben bile bilmiyorum, henüz tanışmadığım birini bekliyorum, uyku modunu geçmiş bilgisayar gibiyim, o beklediğim kız gelip bana dokunursa, şöyle bir faremi tutup sallasa tekrar açılacak gibiyim. (teşbihde hata olmaz)

14 Şubat'da sevgisizim, sevgisisiz, hadi itiraf edin.. ya da siktir edin.

Soru ve görüşleriniz için :

http://www.facebook.com/mizahi.geveze
https://twitter.com/#!/MizahiGeveze

28 Temmuz 2012 Cumartesi

Londra 2012 - Fatih 2020


Dört yılda bir bazı ülkelere peşkeş çekilen, buram buram kayırma kokan Olimpiyatlar sonunda geldi. Yiğidi öldür hakkını yeme, açılış serenomisi resmen bir film tadındaydı. Hani ara vermediler kalkıp tuvalete gidelim. Sonuna kadar çişimizi tuttuk ama o Türk bayrağını Milli Voleybolcumuz Neslihan Darnel'in elinde dalgalanırken görmek herşeye değerdi. Zaten saldım gitti ondan sonra.



Peşkeş muhabbetine gelince, belki çok ağır konuşmuş olabilirim ama bu tür organizasyonların bize verilmeyeceği kanısındayım. Aynı EXPO- İzmir hikayesindeki gibi. Sıçmayı bile bizden öğrenmiş fakat doğruya doğru, üstüne koyarak geliştirmiş, medeni Avrupalıların da hakkını yemeyelim. Şöyle kaba taslak bir düşününce bizim bu tür organizasyonları düzenlememiz zor.

Neden mi ?

Türkiye'de olsa Olimpiyat ateşine işerler, sigara yakmak için kullanırlar, meşaleyi kuyumcuya okuturlar. İstanbul'da mı yapıcaksın ? O cıvıldak ve çıplak Olimpik sporcular gezseler ya Fatih'de. Gelen turistler şöyle Üsküdar'da Kız Kulesi'ne doğru oturup yiyişse ya. Canlandırabildiniz mi gözünüzde? Trafik keşmekeş, daha kendi vatandaşına yetiremediğin yollar ve köprüler, sözüm meclisden dışarı, diğer kültürlere saygısı olmayan at gözlüklüler, gece yolda gördüğü erkeğe bile sarkan nefes alsın yeterciler...

Bu, midede gaz sıkışması yapan sorunlardan sıyrılıp Londra 2012'ye katılan bütün sporcularımıza başarılar diliyorum. Madalya önemli değil, alnınızın akıyla oradan çıkın gelin yeter. Bir de olur da karşılaşırsınız Usain Bolt'a arkanızı dönmeyin.

Soru ve görüşleriniz için :

http://www.formspring.me/MizahiGevezee
http://www.facebook.com/mizahi.geveze
https://twitter.com/#!/MizahiGeveze

Related Posts with Thumbnails